Sakarya Masaj Salonu-Masöz Esra

Sakarya Masaj Salonu-Masöz Esra

Sakarya Masaj Salonu-Masöz Esra Bowling kupalarının nerede olduğunu bildirecek olan telefonu bekliyorlardı. Telefonun çalışı onlara 3,000 dolara patlamıştı ve bu para dilencilikle, ufak tefek soygunlarla, peşinden benzin istasyonu soygunları ve en sonunda cinayetle kazanılmıştı.

Kupaları ararken ü ç uzun yıl geçirmişlerdi. Logan kardeşler, saf Amerikan masumiyetinin kayıplarından biriydiler.

“Şu kahrolası bowling kupaları nerede?”

 

aziz willard ayrıca – Logan kardeşlerin, onlara bowling kupalarının yerini bildirecek olan telefonu bekledikleri, o kü çü k donuk otel odasına bir milden daha yakın bir yerde – Willard, devasa kartonpiyerden bir kuş, kupalara yaslanmış şekilde dikiliyordu. Yerde ortalama elli ya da daha fazla kupa vardı:  minyatü r  bowling  sunakları  gibi  gö rkemli  bü yü k kupalar  ve ikonlara benzeyen daha küçük kupalar.

Willard ve bowling kupaları, büyük bir apartman dairesinin salonundaydı. Geceydi ve salon karanlıktı, ama bowling kupalarından çıkan sönük kutsal bir ışık vardı.

Çalıntı Bowling Kupalarının Azizi Willard!

Sakarya Masaj Salonu-Masöz Esra

Dairede yaşayanlar, mahalli sanat sinemasında tekrar gö sterime giren bir Greta Garbo filmini izlemeye gitmişlerdi. I˙simleri John ve Patricia’ydı. Adam genç bir film yapımcısı, kadın da öğretmendi. Üst kat komşuları olan Constance ve Bob’la çok iyi dosttılar.

Bob haftada ü ç dö rt kere aşağıya inerdi. Salonda, Willard ve onun bowling kupaları ile, yere oturup John’la kahve  içerek  Willard  hakkında  mevzuşmayı  seviyordu.  Pat  genellikle ders vermeye gitmiş olurdu. Ortaokulda İspanyolca dersi verirdi.

Bob, Willard ve onun metal dostları hakkında sorular sorardı. Daha ö nce sormuş olduğunu unuttuğu için çoğu zaman aynı soruyu sorardı.

“Bu bowling kupalarını nereden aldın?” diye sordu Bob, yü zü ncü kez veya bininci defa mıydı? Yeniden ve tekrar sormaktan maksimum hoşlandığı soruydu bu.

“Bunları Marin County’de terk edilmiş bir otomobilde buldum,” diye sabırlı bir şekilde cevaplardı John, yü zü ncü defa yahut bininci defa mıydı? John, Bob’u ü ç seneden beri tanıyordu ve ilk tanıdığı zamanlarda bö yle değildi. Bob hayatının tü m aşamalarında çok yetenekliydi, o denli keskin bir zekâsı vardı ki bir usturanın üstünde piknik bile yapabilirdi.

Bob’u bu şekilde gö rmek John’u rahatsız ediyordu. Bunun geçeceğini ve onun eskisi benzer biçimde olacağını umuyordu.